Havuz
Gemide nakit para geçmiyor. Check-in yaparken ya gemi hesabı açtırıp buraya nakit para yatırıyorsunuz ya da bir kredi kartınızı tanımlatıyorsunuz. Gemiye binerken size bir kart veriliyor. Bu kartta sizinle ilgili tüm kimlik bilgileri yüklü. Aynı zamanda hem anahtarınız hem de kredi kartınız. Yaptığınız harcamaları hergün gemi televizyonundaki bir kanaldan takip edebiliyorsunuz. Gemiye binip inerken bu kartı basıyorsunuz. Böylece sizin nerede olduğunuzu takip edebiliyorlar.
Gemi seyahatlerinde en merak ettiğimiz şey bir limanda gemiyi kaçıran yolcuya ne olduğu. Hem gitmeden önce hem de gemide bu konuda epeyce geyik yaptık. Benzer hikayeler duyduk, web sitesinde bu konuda yazılanlara baktık. Hatta Barcelona limanında, Kaptanımız klasik sabah anonsunda gemiyi kaçıran olursa kendilerine limandan güzel gemimizin hareket halinde fotoğraflarını çekmelerini tavsiye etti:) Konunun uygulamasını ise bilfiil Mallorca Adası’ndan ayrılırken görme fırsatı yakaladık.
Mallorca Adası geminin en erken ayrıldığı limanlardan biri: gemi gazetesinde saat en geç 15.30’da gemide olmamız gerektiği yazıyordu. Genelde bu saatten 30 veya 40 dakika sonra gemi limanı terkediyor. O gün güvertede yemek yediğimiz için "hadi bugün geminin ayrılışını izleyelim"dedik. Bulunduğumuz güverte en üst katta, dolayısıyla limandaki her şey minicik görünüyor. Saat 4’te gemi limandan ayrılmaya başladı. Bu arada Alev limanda kocaman bir bavulun üstüne oturmuş bir insan ve onun başında bekleyen bir polis ve polis arabası gördü. Merakla bu sahneyi izlemeye başladık. Acaba huzursuzluk çıkaran bir yolcuyu kaptan gemiden mi indirmişti? Yoksa kaçak bir yolcu gemiye binmeye mi çalışmıştı?
Biz bu tartışmayı yaparken uzaktan bir taksinin geldiğini farkettik, taksi polis arabasına yakın bir yerde durdu, içinden bir adam can hıraş inerek el kol sallayarak gemiye koşmaya başladı. Adam öyle can havliyle koşuyordu ki çizgi filmlerdeki gibi koşarken havada ekstra boş adımlar falan atıyordu. Bir taraftan eliyle gemidekilere telefon işareti yapıyordu. Bu arada gemi zaten 100 m kadar açılmıştı bile. Neredeyse her dediğine güldüğüm esprili arkadaşımız Güçlü birden adamcağıza “geçmiş olsun kardeşim, hadi sana güle güle, hadi canım hadi canım” diye bağırarak el sallamaya başladı. Sırık gibi boyu ve ultra fosforlu turuncu tişörtüyle o kadar yolcu arasında gemiyi kaçıran adamın net olarak farkedebileceği yegâne yolcuydu üstelik:) O hali o kadar komikti ki ben durup dururken gülme krizine girdim, sinirim bozuldu. Ama yani öyle böyle bir kriz değil. Güçlü de coştukça coştu. Alev ve Özge ise Güçlü ve beni “duyarsızlıkla” suçlayıp azarlamaya başladılar. Ama ne kadar bize kızsalar da onlar da gülmekten kendilerini alamadılar. Trajikomik bir durumdu aslında. Ben kendimi "kardeşim gemiye dönülmesi gereken saat belli, kalkış saati belli ve bu adam kalkış saatinden de sonra geldi, zamanında gelen bu kadar yolcunun suçu ne o zaman ? Herkes bilirdi nasıl olsa gemi beni bekler diyerek geç gelmeyi" diyerek savundum. O sırada kıyıdan hareket eden bir sahil güvenlik botu gidip adamı kıyıdan aldı ve gemiye getirdi. Tabii adam bota biner binmez Güçlü ansızın yüzünü ayrılmakta olduğumuz Palma şehrine dönerek “Güle güle Palma, seni özleyeceğiz” diye bağırıp el sallamaya, bir yandan da aslında adama el sallamadığını, sadece Mallorca adası ile vedalaştığını iddia etmeye başladı. Sonraki günlerde bir daha fosforlu turuncu tişörtünü de giymedi gemide ne olur ne olmaz diyerek:) Garsonlardan öğrendik ki bu şekilde gemi kaçıran çok oluyormuş, gemi duruma göre en fazla 30-40 dk. bekliyor, sonra gidiyormuş. Kalan kişi şanslıysa (üzerinde yeterli parası var ve uçakta bulursa) bir veya iki gün sonra diğer limanda gemiyi yakalıyormuş.
Olmazsa olmaz: Geminin burnunda Titanik aşıkları pozu:)
Gemi seyahatinin maliyetinin ne olduğu bize en çok sorulan sorulardan biri. Biz de gitmeden en çok bunu soruşturduk. Öncelikle, gemi seyahati hepimizin bugüne kadar yaptığı en pahalı seyahat olmuş. Diğer taraftan tur ücreti olarak ödediğimiz fiyat (ki bu ücrete İstanbul-Roma gidiş dönüş uçak bileti ve bahsettiğim kişi başı 150 USD bahşiş de dahil) Türkiye’deki kaliteli otel ve tatil köylerinin ücretinden fazla değil (Kişi başı 1200 Euro). Bodrum’da geceliği 400-500 Euroluk oteller olduğunu duyunca, bu rakamın hem gemi seyahatini tecrübe etmek, hem de 3 ülke 7 şehir görmek için hiç de fazla bir para sayılmayacağını siz de kabul edersiniz sanırım.
Su (ki çeşme suyu içilebiliyor, restoranda da çeşme suyu veriliyor), kahve ve restoranlarda sunulan limonata, portakal suyu, buzlu çay hariç tüm içecekler ekstra ücrete tabii. Genel fiyata baktığınızda en ucuz alkollü içki viski (6.95 USD). Gazlı içecekler 2,5 – 3 USD, biralar 4,5 – 8 USD, kadeh şarap ve kokteyller 8-12 USD arasında. Tabii bunlara da bir de %15 bahşiş ekleyeceksiniz.
Bir diğer masraf kalemini ise limanlarda harcayacağınız para oluşturuyor. Bu masrafın miktarı ise tamamen size kalmış. Yalnız Cenova hariç tüm limanlarda şehir merkezine ulaşmak için bir vasıta kullanmanız şart ve vasıtanın cinsine göre farklı fiyat ödemeniz gerekiyor. Gemide tur da satın alabilirsiniz, böylece gemiden iner inmez otobüse biner, akşamüstü yine aynı otobüsle gemiye ulaşırsınız. Tur fiyatları kapsamlarına göre 40-50-60 USD arasında değişiyor. Biz sayımız fazla olduğu için taksi kiralamayı tercih ettik, hem tur fiyatından ucuza geldi hem de katıldığımız bir turdan memnun kalmadığımız için, taksi kiralamanın maksimum fayda sağlamak adına daha iyi bir yöntem olduğuna karar verdik. Yok eğer “ben yürüyerek gezebildiğim kadar gezerim, yemek de yemem” derseniz bu durumda limandaki maliyetiniz az olacaktır. Ama insan geldiği yerde illaki görmediği bir yeri görmek, lokal yemeklerden tatmak, bir hatıralık eşya almak falan istiyor. Yani bir miktar para harcamak kaçınılmaz.
Asıl bomba son akşamsularını fışkırta fışkırta gemiyle birlikte yaklaşık 5 dk yüzen balinaydı. Hayatımızda ilk kez balina gördük, inanılmazdı. Ne yazıkki bu fotoda pek anlaşılmıyor.
Bu yüksek maliyete rağmen, hepimizin ortak fikri ödediğimiz her kuruşa değdiği şeklinde. En çok eğlendiğimiz seyahatlerden biri oldu. Herkese gönül rahatlığıyla en az bir kez gemi yolculuğu yapmalarını tavsiye ederiz. Bir kere hergün bir başka ülkede, limanda uyanmanın keyfi bambaşka. Kaplumbağa gibi eviniz sırtınızda bir çok şehir geziyorsunuz. Eşya indir, bavul topla vs. dertleri yok. Gemi seyahati çocuklu ailer için de çok uygun. Zaten gördüğümüz kadarıyla çocuklar bizden de fazla eğlendi. Küçük çocuklar için çocuğunuzu tüm gün gönül rahatlığıyla bırakabileceğiniz türlü aktvitelerle dolu kocaman bir çocuk klübü, ergenler için ayrı klüp ve ayrıca onlara özel alkollü içki verilmeyen bir bar var. Henüz 3-4 aylık bir çok bebek de gördük.
Ve tabii eğer balayında değilseniz, arkadaşlarla gitmenizi tavsiye ederiz. Böylece eğlence katsayısını iyice arttırmayı garanti etmiş olursunuz:)
Gemide nakit para geçmiyor. Check-in yaparken ya gemi hesabı açtırıp buraya nakit para yatırıyorsunuz ya da bir kredi kartınızı tanımlatıyorsunuz. Gemiye binerken size bir kart veriliyor. Bu kartta sizinle ilgili tüm kimlik bilgileri yüklü. Aynı zamanda hem anahtarınız hem de kredi kartınız. Yaptığınız harcamaları hergün gemi televizyonundaki bir kanaldan takip edebiliyorsunuz. Gemiye binip inerken bu kartı basıyorsunuz. Böylece sizin nerede olduğunuzu takip edebiliyorlar.
Gemi seyahatlerinde en merak ettiğimiz şey bir limanda gemiyi kaçıran yolcuya ne olduğu. Hem gitmeden önce hem de gemide bu konuda epeyce geyik yaptık. Benzer hikayeler duyduk, web sitesinde bu konuda yazılanlara baktık. Hatta Barcelona limanında, Kaptanımız klasik sabah anonsunda gemiyi kaçıran olursa kendilerine limandan güzel gemimizin hareket halinde fotoğraflarını çekmelerini tavsiye etti:) Konunun uygulamasını ise bilfiil Mallorca Adası’ndan ayrılırken görme fırsatı yakaladık.
Mallorca Adası geminin en erken ayrıldığı limanlardan biri: gemi gazetesinde saat en geç 15.30’da gemide olmamız gerektiği yazıyordu. Genelde bu saatten 30 veya 40 dakika sonra gemi limanı terkediyor. O gün güvertede yemek yediğimiz için "hadi bugün geminin ayrılışını izleyelim"dedik. Bulunduğumuz güverte en üst katta, dolayısıyla limandaki her şey minicik görünüyor. Saat 4’te gemi limandan ayrılmaya başladı. Bu arada Alev limanda kocaman bir bavulun üstüne oturmuş bir insan ve onun başında bekleyen bir polis ve polis arabası gördü. Merakla bu sahneyi izlemeye başladık. Acaba huzursuzluk çıkaran bir yolcuyu kaptan gemiden mi indirmişti? Yoksa kaçak bir yolcu gemiye binmeye mi çalışmıştı?
Biz bu tartışmayı yaparken uzaktan bir taksinin geldiğini farkettik, taksi polis arabasına yakın bir yerde durdu, içinden bir adam can hıraş inerek el kol sallayarak gemiye koşmaya başladı. Adam öyle can havliyle koşuyordu ki çizgi filmlerdeki gibi koşarken havada ekstra boş adımlar falan atıyordu. Bir taraftan eliyle gemidekilere telefon işareti yapıyordu. Bu arada gemi zaten 100 m kadar açılmıştı bile. Neredeyse her dediğine güldüğüm esprili arkadaşımız Güçlü birden adamcağıza “geçmiş olsun kardeşim, hadi sana güle güle, hadi canım hadi canım” diye bağırarak el sallamaya başladı. Sırık gibi boyu ve ultra fosforlu turuncu tişörtüyle o kadar yolcu arasında gemiyi kaçıran adamın net olarak farkedebileceği yegâne yolcuydu üstelik:) O hali o kadar komikti ki ben durup dururken gülme krizine girdim, sinirim bozuldu. Ama yani öyle böyle bir kriz değil. Güçlü de coştukça coştu. Alev ve Özge ise Güçlü ve beni “duyarsızlıkla” suçlayıp azarlamaya başladılar. Ama ne kadar bize kızsalar da onlar da gülmekten kendilerini alamadılar. Trajikomik bir durumdu aslında. Ben kendimi "kardeşim gemiye dönülmesi gereken saat belli, kalkış saati belli ve bu adam kalkış saatinden de sonra geldi, zamanında gelen bu kadar yolcunun suçu ne o zaman ? Herkes bilirdi nasıl olsa gemi beni bekler diyerek geç gelmeyi" diyerek savundum. O sırada kıyıdan hareket eden bir sahil güvenlik botu gidip adamı kıyıdan aldı ve gemiye getirdi. Tabii adam bota biner binmez Güçlü ansızın yüzünü ayrılmakta olduğumuz Palma şehrine dönerek “Güle güle Palma, seni özleyeceğiz” diye bağırıp el sallamaya, bir yandan da aslında adama el sallamadığını, sadece Mallorca adası ile vedalaştığını iddia etmeye başladı. Sonraki günlerde bir daha fosforlu turuncu tişörtünü de giymedi gemide ne olur ne olmaz diyerek:) Garsonlardan öğrendik ki bu şekilde gemi kaçıran çok oluyormuş, gemi duruma göre en fazla 30-40 dk. bekliyor, sonra gidiyormuş. Kalan kişi şanslıysa (üzerinde yeterli parası var ve uçakta bulursa) bir veya iki gün sonra diğer limanda gemiyi yakalıyormuş.
Olmazsa olmaz: Geminin burnunda Titanik aşıkları pozu:)
Gemi seyahatinin maliyetinin ne olduğu bize en çok sorulan sorulardan biri. Biz de gitmeden en çok bunu soruşturduk. Öncelikle, gemi seyahati hepimizin bugüne kadar yaptığı en pahalı seyahat olmuş. Diğer taraftan tur ücreti olarak ödediğimiz fiyat (ki bu ücrete İstanbul-Roma gidiş dönüş uçak bileti ve bahsettiğim kişi başı 150 USD bahşiş de dahil) Türkiye’deki kaliteli otel ve tatil köylerinin ücretinden fazla değil (Kişi başı 1200 Euro). Bodrum’da geceliği 400-500 Euroluk oteller olduğunu duyunca, bu rakamın hem gemi seyahatini tecrübe etmek, hem de 3 ülke 7 şehir görmek için hiç de fazla bir para sayılmayacağını siz de kabul edersiniz sanırım.
Su (ki çeşme suyu içilebiliyor, restoranda da çeşme suyu veriliyor), kahve ve restoranlarda sunulan limonata, portakal suyu, buzlu çay hariç tüm içecekler ekstra ücrete tabii. Genel fiyata baktığınızda en ucuz alkollü içki viski (6.95 USD). Gazlı içecekler 2,5 – 3 USD, biralar 4,5 – 8 USD, kadeh şarap ve kokteyller 8-12 USD arasında. Tabii bunlara da bir de %15 bahşiş ekleyeceksiniz.
Bir diğer masraf kalemini ise limanlarda harcayacağınız para oluşturuyor. Bu masrafın miktarı ise tamamen size kalmış. Yalnız Cenova hariç tüm limanlarda şehir merkezine ulaşmak için bir vasıta kullanmanız şart ve vasıtanın cinsine göre farklı fiyat ödemeniz gerekiyor. Gemide tur da satın alabilirsiniz, böylece gemiden iner inmez otobüse biner, akşamüstü yine aynı otobüsle gemiye ulaşırsınız. Tur fiyatları kapsamlarına göre 40-50-60 USD arasında değişiyor. Biz sayımız fazla olduğu için taksi kiralamayı tercih ettik, hem tur fiyatından ucuza geldi hem de katıldığımız bir turdan memnun kalmadığımız için, taksi kiralamanın maksimum fayda sağlamak adına daha iyi bir yöntem olduğuna karar verdik. Yok eğer “ben yürüyerek gezebildiğim kadar gezerim, yemek de yemem” derseniz bu durumda limandaki maliyetiniz az olacaktır. Ama insan geldiği yerde illaki görmediği bir yeri görmek, lokal yemeklerden tatmak, bir hatıralık eşya almak falan istiyor. Yani bir miktar para harcamak kaçınılmaz.
Asıl bomba son akşamsularını fışkırta fışkırta gemiyle birlikte yaklaşık 5 dk yüzen balinaydı. Hayatımızda ilk kez balina gördük, inanılmazdı. Ne yazıkki bu fotoda pek anlaşılmıyor.
Bu yüksek maliyete rağmen, hepimizin ortak fikri ödediğimiz her kuruşa değdiği şeklinde. En çok eğlendiğimiz seyahatlerden biri oldu. Herkese gönül rahatlığıyla en az bir kez gemi yolculuğu yapmalarını tavsiye ederiz. Bir kere hergün bir başka ülkede, limanda uyanmanın keyfi bambaşka. Kaplumbağa gibi eviniz sırtınızda bir çok şehir geziyorsunuz. Eşya indir, bavul topla vs. dertleri yok. Gemi seyahati çocuklu ailer için de çok uygun. Zaten gördüğümüz kadarıyla çocuklar bizden de fazla eğlendi. Küçük çocuklar için çocuğunuzu tüm gün gönül rahatlığıyla bırakabileceğiniz türlü aktvitelerle dolu kocaman bir çocuk klübü, ergenler için ayrı klüp ve ayrıca onlara özel alkollü içki verilmeyen bir bar var. Henüz 3-4 aylık bir çok bebek de gördük.
Ve tabii eğer balayında değilseniz, arkadaşlarla gitmenizi tavsiye ederiz. Böylece eğlence katsayısını iyice arttırmayı garanti etmiş olursunuz:)
Veda