Gladiators I salute you:)Gemimizin son durağı Roma ile ilgili yazmaya bir türlü elim gitmedi. Çünkü ne yazarsam yazayım, bugüne kadar hakkında milyonlarca yazı yazılmış olduğundan emin olduğum böyle bir şehir için yeterli olmayacak, hele bizim gibi sadece bir gün geçirenin ekstradan söyleyebileceği ne olabilir? Zaten en tipik turistik rotalardan biri olarak, buray görmemiş olanımız azdır. KabahaT bizde ki bu kadar geç gittik. “Barselona çok mu farklı sanki, orası için 3 bölüm yazmıştın” diyecekleriniz olabilir. Haklısınız ama kardeşim bu da ROMA yani... Antik dünyanın en önemli imparatorluğunun başkenti, o zamandan bu zamana da tarih ve sanat sahnesindeki ağırlığını zerrece kaybetmemiş, hatta tuttuğunu altın eden İtalyanlar sayesinde değerini daha da arttırmaya devam etmekte olan bir şehir, bir tarz, bir kültür...
Çocuklar için üç boyutlu Roma tarihi kitapları
Kısıtlı vakitte “Roma deyince akla ilk gelenler” şeklinde bir gezi programını buraya daha önce de gelmiş olan Özge ve Güçlü yaptı. Gemimizi tura başladığımız liman olan Roma-Chitta Veccia limanında sabah 10 sularında terkedip, daha önce Suat’ın internet üzerinden ayarladığı minibüsle yaptık Roma turumuzu, akşamki uçak saatimiz gelen kadar keyifle gezdik.
Listemizde San Pietro Meydanı, San Pietro Bazilikası, antik Roma şehri kalıntıları ve yanındaki muhteşem yapı Collesium, Popolo Meydanı, bizim “Aşk Çeşmesi” diye bildiğimiz Trevi Çeşmesi, İspanyol Merdivenleri ve Pantheon var. Ama bu mekanları ne görsel olarak anlatmaya ne de bende hissiyatı tasvir etmeye “çabalamaya” hiç niyetim yok. Çünkü samimiyetle söylüyorum ki ne desem yetersiz ve bayat olacak. Roma’ya sebil tur var, gayet ekonomik. Kendi gözlerinizle görmek inanın daha pratik bir çözüm, zaten görmediğiniz kabahat:) Ama madem hakkında yazı yazıyoruz ve bu yazıyı yazmadan da serinin sonunu getiremeyeceğim, o zaman kendi görüşümü şöyle özetleyeyim: Roma bence insanlık tarihinin, onlarca yüzyıllık birikimini “toplu halde” en güzel şekilde yansıtan şehir. Bu birikim din, inanç, kültür, estetik, sanat, siyaset, devlet yönetimi, moda, mimari, yemek gibi insanlığın yarattığı değerlerin hepsini ve zaman içinde geçirdikleri evrimi kapsıyor. Ben şahşen San Pietro Bazilikası'nı gördükten sonra kilise-katedral gezme defterini kapattım. Kendi kategorisinde "ultimate" denecek cinsten bir mekan (eh, Katoliklerin "kâbesi" diyebiliriz buraya, olsun o kadar, değil mi?), bunun üstüne daha 1000 kilise görseniz artık estetik ya da ruhani bir tat almazsınız.
San Pietro MeydanıTrevi Çeşmesi'ne çıkan sokaklardan birinde, eski bir mahzenden bozma olduğunu anladığımız, kendi halinde, ama kendi halindeliği bile estetik olan bir restoranda klasik İtalyan yemeklerini tattık. İtalya'nın rahat düşkünlüğünün Roma'da tavan yaptığını bir kez daha müşahade ettik: Saat öğlen 2'yi gösterdiğinde artık Allah gelse yemek siparişi veremeyebilir, ki şehrin en turistik ve kalabalık yerinden bahsediyoruz. O derece. Panik halinde, saatin 2 olmasına dakikalar kala yiyebileceğimizden fazla yemeğin siparişini verdik. Hiç birini de ziyan etmeden bitirdik. Saat 2'de ise garsonlar restoranın kapısını kilitlediler ve kendilerine ziyafet sofrası kurdular:)
Vatikan'ı koruyan İsviçreli Muhafızlar
Roma Parlementosu
İspanyol MerdivenleriRoma'ya defalarca gitseniz yine gitmek isteyeceğinizi düşünüyorum. Gitmeden mesela "Melekler ve Şeytanlar" filmini de izlemek, işin içine gizem , gerilim, macera unsurları da katacağından hoş olabilir:) Ayhan Sicimoğlu boşuna 3 bölüm ayırmamış Roma’ya, gidince daha iyi anladık:)









































