KEDİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KEDİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2009 Perşembe

BİZİM EVİN PATRONU

Pisikopaticiğim sormuş "Safran'ı şöhret yapmayı düşünmüyor musunuz?" diye. Neden olmasın? Zevkle:)) İşte bizim evin patronu:

Safran 31 Ekim 2001 doğumlu bir sokak kedisi. Cinsi "sokak sarmanı" olsa da hem bir evde doğduğu için hem de bir daha (başından geçen garip bir kaza dışında) sokakla irtibatı olmadığı için halis bir ev kedisidir diyebiliriz. Öyle ki hiç sokak yüzü görmemiş patileri hala yumuşacık ve pembedir:) Ayrıca aşırı uzun tüyleri ve tilki gibi kalın kuyruğu kendisinin sık sık cins kedi sanılmasına sebep olur. Bir de biraz iricedir. Obez sanılır ama değildir, öyle deli gibi yemez, hatta senelerdir diyet mama yer; kırmızı ete falan hiç ilgi göstermez. Yani sadece, Banu Alkan gibi, biraz balık etlidir:) Halk arasında Safri, Safroş, Safiye, Safrettin, Safrullah gibi isimlerle de çağırılır. Alev'e göre Safran "dünyanın en iyi insanıdır":)

Dümyanın en iyi insanı meditasyon yaparken:)

Safran bildiğiniz pek çok kediden farklıdır. Bunu ailesi olarak ben ya da Alev değil, onu tanıyan kime sorsanız teyit edecektir. Tanıdığım en sağlam hayvan severlerden ve uzmanlık alanı da kediler olan kayınvalidem hep "ben böylesini hiç görmedim" der:) Hatta son 3 yıldır evden çıkmayı kesinlikle reddettiği için götüremediğimiz veterineri bile bize "gördüğümüz en baskın karakterli kedi" demişti.

Aslında tipik bir tek çocuk şımarığıdır Safran: hep kendisi sevilsin, ilgi odağı olsun ister ama bazen de keyfi yetmez, onu ilgi odağı yapana tokadı çakar. Kimseye eyvallahı yoktur anlayacağınız. Eve gelen herkese evin gerçek hakiminin kendisi olduğunu bir şekilde mutlaka anlatır. Hem türdeşlerinden hem de hayvanlar aleminin diğer üyelerinden hiç ama hiç hazzetmez. Kişisel tarihinde evimize misafirliğe gelen dünya tatlısı iki dev goldenretriever'a dünyalarını dar etmişliği vardır:) Kendisini sevmeyenleri (yaydıkları sinyalden anlıyor olsa gerek) inadına ve sürekli taciz eder. Bu tacizlerden en büyük payı hayvanlarla arası pek iyi olmayan annem ve küçükken kendisini tırmalayan bir kedi nedeniyle hala kedigillere gıcık kapan kardeşim almıştır:) Alev'e aşıktır. Alev de ona. Ancak Alev yoksa beni tercih eder. Evin patronu olduğunu kendi kendine ilan ettiği ve bize de kabul ettirdiği için, evde de hep en kral yere kurulur, kural-yasak tanımaz. Bizimle aynı yatakta uyur, gece kabus görüyorsam bilirim ki o an Safran göğüs kafesimin üstüne yayılmıştır:) En sevmediği şey tencere-tava gürültüsü bir de çamaşır makinasının santrifüj sesidir. Bu sesleri ne zaman duysa inanılmaz bir ses tonuyla ağıtlar yakar. Eve her yeni giren şeyi gümrük memuru gibi titiz bir incelemeye tabi tutar.

Tahtında tebasını izlerken...

Yazları en büyük eğlencesi terasımızda kuş gözlemciliği yapmaktır. Bugüne kadar bir kuş avlamışlığı da yok, onları sanki saldıracakmış gibi gözler, keser, sürünür falan ama hepsi o... Hayatının en önemli avcılık ganimetleri eski karşı komşumuzun terasından yürüttüğü toka, oyuncak araba, çorap, iç çamaşırı ve toz bezi olmuştur:) Bunları da hep şarkılar söyleye söyleye eve taşımış, Alev ve benim önüme gururla bırakmıştır. Bunu yapmasının sebebi eski komşumuzun hiç bir zaman hazzetmediği İran kedisi Pafi'ydi. Pafi, pek çok İran kedisi gibi, kendi halinde, sakin bir kedicikti ve kendi bölgesinde takılırdı. Ama bizim Safran hemcinsi olan Pafi'ye o kadar taktı ki, onlar orada yaşadığı sürece en büyük zevki Pafi'yi kendi evinde taciz etmek ve Pafi'ye ait olduğunu sandığı ıvır zıvırı yürütüp bizim eve taşımak oldu.


İş başında bir ornitolog:)

Bir seferinde karşı komşumuz kucağında yüzünden kanlar akan Pafi ile kapımızı çalmış, "komşu bu da pek garip bir durum böyle ama bakın sizinki bizimkini ne hale getirmiş" demişti. Bu olay üzerine iki kedinin teras gezintilerini saate bağladık. Pafi laf dinler bir kedi olarak 6-9 arası terasında keyif yapıyor, sonra sahipleri onu içeri alıyor, 9'dan sonra da Safran'ın teras izni başlıyordu. Gelin görün ki Safran terasa çıkar çıkmaz yine soluğu karşı terasta alıyor, bu sefer camın arkasından Pafi'yi taciz etmeye devam ediyordu. Pafiler taşındı, Safran'ın da taciz keyfi sona erdi.

Safran'ın bir özelliği daha var ki onu bizim gözümüzde "kurtarıcımız" yaptı. 2003 yılında Alev ve beni olası bir ölümden kurtardı. Bacadan sızan karbonmonoksitin kurbanı olmamıza engel oldu. O zaman bu durumdan o kadar etkilendik ki, sonradan Safran'ı bize sağlayan çok sevdiğim web sitesi Kedigen'e bu durumu anlatan bir yazı yazmıştım. Safranımız o nedenle bizim için kutsaldır.



Umarım daha çok uzun yıllar onunla birlikte paylaşırız hayatı...