15 Nisan 2009 Çarşamba

BİR KİTAP TAVSİYESİ: LOST BAŞUCU KİTABI

Bu kitabı büyük bir gururla tavsiye ediyorum:

Sevgili arkadaşımız Emrah Güler'in ilk kitabı "LOST Başucu Kitabı" geçen hafta sonunda Doğan Yayınları'ndan çıktı.

Benim de Alev'in de belli dönemlerde bir veya bir kaç diziye sardırmışlığımız oldu. Her akşam eve döndüğümüzde gözlerimizin izin verdiği miktarda bölümü dvd'de ard arda seyredip, sonra seyrettiklerimizi masaya yatırır, tartışırdık. Sardırdığımız diziler arasında ilk aklıma gelenler ise "Ally Mc Beal", "The X-Files", "Six Feet Under" ve "Secret Life of Us" (komedi ve benzeri sitcom'ları saymıyorum tabii). Hemen hepsi ile de Emrah sayesinde tanıştığımızı söylemeliyim:) Bu zincirin son halkası "LOST" olmuştu, ama sadece 3. sezonun yarısına kadar... Hayatımın son 5-6 yılı giderek artan şekilde TV ile aram bozuldu, kendisinin kıymetli zamanımdan çaldığını farketmeye başladığım için. Son bir kaç yıldır Alev de aynı şekilde düşünür olduğu için TV odaklı bir hayat yaşamıyoruz uzun zamandır. Buna da çok memnun olduğumu söylemeliyim kendi adıma. Kendi belirlediğimiz zamanda, kendi seçtiğimiz şeyleri izlemek daha keyif veriyor. LOST da bu istisnalardan biri olmuştu, ama rutin ve gereksiz yere uzadığını düşündüğüm , bu yüzden yaratıcılığından yediğine ve reytinge oynadığı hissine kapıldığımdan, LOST 3. sezonu itibariyle gözümdeki cazibesini yitirdi ve dizi yayın hayatına veda etmeden ben diziye veda ettim.

Benim gibi sıkılmayıp, pes etmeyip seyretmeye devam edenleri ise bambaşka sürprizlerle karşılamış LOST; dizinin 3. döneminde monotonluğa düşen senaryosunu yeniden ve hiç beklenmedik açılımlarla renklendirdiğini duyuyorum fanatiklerinden (Emrah, kitabında benim gibi 3. sezonda düşen tempoya ve dizinin yaratıcı ekibinin bunu farkedip sorunu nasıl başarıyla aştıklarına da değiniyor).

Emrah Güler aslında sinema ve popüler kültür konuları ile ilgilenenler için tanıdık bir isim, bana göre ise bu konularda bir "guru", ileriki yaşlarında da "duayen" olacak. Popüler kültür konularındaki birikimi inanılmazdır. Herşeyin , herkesin birbirini taklit ettiği, bilinen güvenli sularda yüzmenin rehavetine kapıldığı, üretme çabası içinde olanların kafasına "haddini bil arkadaş" diye balyozla vurmak konusunda gayet hevesli olan bir ülkede, Emrah'ın bu yaptığı ülkede üreticilik-yaratıcılık adına hala ümitli kalmaya devam etmenin güzel bir simgesidir bana göre.

Kitap, ismi nedeniyle, her ne kadar ilk bakışta bir "dizi tanıtım rehberi" izlenimi verse de, aslında bu bahane ile Emrah'ın kendini bildiğinden beri adadığı popüler kültür konularındaki devasa birikiminin de yansıması, hatta "patlaması" dır.

Siz de bir bakın, bir dizi rehberinden çok farklı, etkileyici bir bakış açısı ile karşılaşacak ve LOST ile pek irtibatınız olmasa bile, bu çok boyutlu, bol renkli bakış açısı nedeniyle kitabı elinizden bırakamayacaksınız.

10 yorum:

Kek ve Kahve dedi ki...

sevgili başak,
sumiş daha bebekken, uyanıktan çok uyurken biz de sarmıştık lost'a. dvd kopyaları bitince eş zamanlı sumru da daha bir ayıldı, işten kalan zamanın hepsini kendine ayırttı. hem lost, hem popüler kültür, hem de senin önerin üst üste binince, bu kitabı almak okumak lazım.

Basak dedi ki...

Kek ve Kahve, pişman olmayacağını garanti ederim:) Sumi'yi de gıdısından koklaya koklaya öperim... Sevgiler

Abi dedi ki...

merak oldum.. okuyacağımdır..

Basak dedi ki...

Sevgili Abi'm; sen meraklısısın Lost'un, oku derim, fikrini de merak ederim

Nilambara dedi ki...

Sevgili Başak, televizyon konusunda seninle aynı fikirdeyim. Lost'a da uzun süre sırf o kadar popüler olduğu için direndikten sonra ilk CD ilk bölümü neymiş bu kadar herkesi meşgul eden derkeeennn... 3 sezonu her gece 1 cd olmak üzere kısa sürede tükettim yani o popüler kültür çarkına tüm direncime rağmen kapıldım :)) çok ta şikayetçi değilim, senaristlerin yaratıcılığı, kurgu taktikleri şaşkınlıkla karışık hayranlık yarattı itiraf edeyim :)
3. sezon konusunda seninle aynı fikirde de olsam devam ettim izlemeye, tempoyu çok güzel yakaladılar tekrar... bu kadar Lost yeter, esas olan Sevgili Emrah'ı kutlarım, hobisini mesleğe dönüştürenlere saygım sonsuz ki Emrah'ta bunu çok güzel başarıyor çünkü sevgi ile yapıyor...
teşekkürler paylaşımın için,
sevgiler...
kaptırıp konuşur gibi çok uzatmışım pardon :)))

Basak dedi ki...

Evet, benim de hobisini mesleğe dönüştürenlere sempatim ve saygım sonsuz. Bu zaten "gönül" işidir, başka türlü yapılması çok zor.
Ayrıca ben de uzun yorumları çok seviyorum, kendimde kısa kesmeyi bilmem zaten:) Devam etmeni dilerim:)))

orcun eray dedi ki...

Sevgili Başak;

Uzun zamandır sınavlarla boğuşmaktan bırakın interneti yaşamla bağlarımı koparmış durumdaydım. Neyseki bu stresli dönemi sağsalim atlatıp normal hayatıma dönme yolumda ilk adımı senin yazını okuyarak attım desem yeridir :) aslında yazıyı görür görmez ekrana yapıştım resmen çünkü benim fanatiği olduğum üç başlık parıldıyordu orda. Bunların ilki tabi ki "Six Feet Under". Hayata bakış açımı gerçekten değiştirecek kadar etkileyici bir dizi. İkincisi "Lost". Lost hakkında duyduklarına kesinlikle katılıyorum. 3.Sezonda kaybettiği tempoyu tekrar yakalayarak beni kendisine bağlamayı başardı. Ve son olarakta benim gerçekten çok hoşlanabileceğimi düşündüğüm bir kitabın piyasaya çıkmış olması haberi. En kısa zamanda "LOST Başucu Kitabı"nı alıp okuyacağım.

Son olarak tekrar senin ve Alev'in yazılarını okumak gerçekten çok güzel. Özlenebilen birşeyler yaptığınız için çok teşekkürler ikinizede...

NOT: Lost ve X-Files'ı sevdiyseniz size Lost'un yaratıcısı J.J. Abrams'ın yeni dizisi "Fringe" i tavsiye ederim. Keyifli seyirler :)

Basak dedi ki...

Orçuncuğum hele şükür!!! Aslında tahmin etmedik değil: vize - final dönemi geldi ne de olsa... Uzundur ne zaman bloguna gitsem sizin meşhur "Kamera arkası" duruyor:)) Gerçi biz de tempoyu yavaşlattık ama baharla birlikte tazelenme zamanı geldi değil mi? Bak bu cevabı da Lost Başucu Kitabı2nı okumaya ara verdiğim bir anda yazıyorum:)) HEle ki fanatiğiysen mutlaka okumalısın. Ben olmadığım halde kaptırdım gidiyorum... Büyülü bir masal gibi... Okudukça "tamam, pes etmeyip, kesin yeniden baştan sona izleyeceğim" diyorum. Emrah'ın bakış açısı bir başkadır, oku , donra konuşalım. Çoook selam ve sevgiler...

yavasyavas dedi ki...

ya ne kadar yaratıcı olursa olsun 2. sezondan sonra lost sadece cepten yiyor.
benden de hiç birşey vermeden dizi nasıl 5 dakika uzatılıra losttan örnekler:
- birinin yüzünü göstermezsin. sıradan işler yaptırırsın. kalkar, yüzünü yıkar. sen merak edersin kim bu diye. sonunda yüzde bir ihtimalle şaşıracağın birini bulursun yüzde 99 ihtimalle ha bumuymuş der geçersin. o 5 dakikayı bu şekilde senden çaldıklarını da anlamazsın.
- içerde önemli birşey konuşuluyordur. derken kapı açılır. herkes birbirine bakar. ne yapalım diye düşünülür. sonra kapı açılır, karşınızda sorun yaratmayan biri vardır.
- bir eve gidilir. odada ışık vardır ve bir gölge gidip gelmektedir. kim bu üzerine 5 dakika heyecan yaratılır, sonra sürpriz olmayan bir sahne ile karşılaşırsınız...

Basak dedi ki...

hahaha:) Yavaş Yavaş sen de çözmüşssün olayı. Bazı TV izleyicisi bundan hoşlanıyor, ben sabırsız olduğum için beni açmadı, 3. sezona kadar dayandım.