
Ada'da olmak ilginç bir duygu, bizim ki kadar kısa bir sürede hissedilir mi bilmem, ama "ada basması" denen bir sendrom varmış, ana kara ile bağının olmadığını ve oraya kolay ulaşamayacağını idrak ettiğin, ruhen karamsarlaştığın zamanlarda insanın üzerine çöken...
O kısmını bilemem, ama Bozcaada harika, büyüleyici bir yermiş meğer. Bir defa, belki ada olmanın verdiği belli miktar izolasyon nedeniyle, mimari ve kültürel tahribat minimum. Ve yine aynı sebeple, "kendine özgülük" had safhada. Sık sık gözünüze çarpan detaylardaki özen ve yaratıcılık da bu kendine özgülüğün sonucu olsa gerek.
İşte "kendine özgülüğün" hoş örneklerinden biri: Ada Kitapçısının kapısında asılı tabela:)



Hemen dikkat çeken detaylardan biri kapılar: pek çok ev ve mekan kapısı özene bezene yapılmış ve boyanmış. Bir diğer gözlemim, hiçbir şeyden (kafe, bar, restoran, hediyelik eşya mağazası vs.) adamı bıktıracak ve dolayısıyla güzelliklerinin artık algılanamayacağı kadar çok olmaması (en azından şimdilik). Bunun geri dönüşü "kalite" ve "orjinallik" tabii.


Her biri ayrı dünyalara açılıyor kesin
Burada her fırsatta dile getiriyorum, keskin bir söylem olabilir ama bazı konularda keskin olmak iyidir: Kopya ve yağma kültürüne tahammülüm yok, bir zamanlar severek gittiğim pek çok şehir, mekan, mağaza vs. bu sebeple artık hayatımda özel bir yere sahip değil. Yabani ot gibi heryeri saran bu zevksiz ve yokedici, aynı zamanda sıradanlaştırıcı garip yaşam tarzının ülkemizde evrinerek (en azından) anti tezlerine yaşam alanı bırakacak olgunluğa ulaşmasına sanırım daha çok var. Bozcaada, şimdilik, ada olması sebebiyle bu yağmadan büyük ölçüde kurtarmış kendini. Umarım daha önce kurban verilenlerden ders alarak, özenli ve kontrollü bir şekilde sürdürür gelişimini.



Buraya gelmemize sebep olan ve bu yıl ilk kez düzenlenen Uluslararası Bozcaada Yarı Maratonu sayesinde ada nüfusunda patlama olmuş. Konuştuğumuz ada sakinleri ilk defa bu tarihte bu kadar çok insanı adada gördüklerini söyledi. Haliyle ek feribot seferleri konmuş. Alev, Güçlü ve diğer koşucu arkadaşlarımız maratonu koşarken, koşmayan ekip olarak biz de şehir merkezinin keyfini sürdük. Bu arada önümüzdeki sene 10 kmlik parkura katılma yönünde bir prensip kararı da aldık:)
İlk defa yapılan bu maratona 350'den fazla kişi katıldı. Üstelik büyük çoğunluğu Türkiye'nin değişik şehirlerinden gelmiş.
Ümit ve mutluluk verici bir durum.
(Alev kendi yaş grubunda 12. oldu, büyük başarı)
Koşucular Start çizgisinde
Seyahatimiz kısa süreceği için adanın tamamını göremedik, ancak şehir merkezinde, gördüğümüz ve yaptığımız herşeyden keyif alarak, dolu dolu bir "2 gün" geçirdik. Bozcaada tertemiz enerjisiyle beni kış uykumdan uyandırdı, canlandırdı adeta.

Seyahatimiz kısa süreceği için adanın tamamını göremedik, ancak şehir merkezinde, gördüğümüz ve yaptığımız herşeyden keyif alarak, dolu dolu bir "2 gün" geçirdik. Bozcaada tertemiz enerjisiyle beni kış uykumdan uyandırdı, canlandırdı adeta.