22 Mayıs 2011 Pazar

BOZCAADA - 1


Kuşadası'nda büyümüş olduğumdan sanırım, ben deniz tatili denince hep Kuşadası ve daha güneyini anlar, aklıma daha yukarıdaki sahiller, şehirler hiç ama hiç gelmezdi. Senelerce böyle düşünmeye devam ettim. Alev hayatıma girene kadar... Alev de kendini bildi bileli Ayvalık-Altınova'da geçirmiş çocukluğunun ve gençliğinin o güzelim uzun yaz aylarını... Sayesinde önce Ayvalık civarını, sonra da biraz daha kuzeyi olan Assos'u gördüm. Aşık oldum memleketime,yurduma bir kere daha. Her tür yağmaya rağmen korumayı başardığı ve bir şekilde hep şaşırtmayı bildiği güzellikleri nedeniyle. Varabildiğimiz son nokta olmuştu Assos Kuzey Ege'de, ta ki geçen haftaya kadar...

13 Mayıs günü uzun bir aradan sonra tekrar bilmediğimiz yerleri keşfetme heyecanı ile yollara düştük dostlarla. Rotamız Bozcaada. Alev ve Güçlü bu kez ilk defa yapılacak Bozcaada Yarı Maratonu'na katılacaklar. Yani anlayacağınız, seyahatimizin amacı "hem ziyaret hem ticaret":) Bozcaada aslında belli bir kesim için çoktan keşfedilmiş, çok sevilen, bir süredir çok "tarz" bir yer. Sadece biz güney sevdamız nedeniyle biraz uzak ve "fransız" kalmıştık kendisine.

İnegöl'den itibaren Ege'nin mütevazi ama seyrine doyulmaz bol sürprizli maki bitki örtüsüne dönen doğa, özellikle Bandırma'dan itibaren buluştuğu billur mavi ile birlikte tam bir görsel şölene dönüştü.

Bu görsel şöleni "şok" hissiyle bölen ve hala aklımdan çıkmayan şeyse İnegöl'de bir kaç yüz metre arayla gördüğümüz garip cisimlerdi. Ben "garip cisim" diyorum ya, sanırım "heykel" niyetine dikilmişlerdi. Birbirinden "anti-ucube" iki garip cisim, ülkemizde baskın çoğunluğun sanattan ve estetikten ne anladığına dair çok anlamlı iki örnek oluşturuyor:

Kars'taki heykeller neden yıkıldı, şimdi anladınız mı? Yerine tercih edilen bunlar çünkü...


Yolda gördüğümüz bu iki "garip cismi" hariç tutarak, doğruyu söyleyim mi: Ben şaştım... Şaşkına döndüm... Evet denmişti bana (bize) Çanakkale ve civarı çok güzeldir diye, ama nedense pek ciddiye almamışım(/z). Sıcak seven biri olarak, kuzeyin serin, soğuk, bır bır olacağına dair ön yargım o kadar yoğunmuş ki burada saklı bir cennet olabileceği konusuna fazla kafa yormamışım.

Feribota bineceğmiz Geyikli sahiline geldiğimizde ben çoktan (öyle bir şey varsa) "Kuzey Ege Büyüsü" altına girmiştim.

Geyikli'nin uçsuz bucaksız, yeşille bütünleşen sahili ve neredeyse 50 metre öteden dibini görebildiğiniz pırıl pırıl denizi beni alıp 70'li yıllar ve 80'lerin başında bire bir aynı manzarının olduğu Söke ve Kuşadası'ndaki çocukluğuma götürdü.

Size bir şey söyleyim mi? Bunu bir ay kadar önce kardeşimle de konuştuk: Eğlenceli, huzurlu ve mutlu bir çocukluk geçirmek, bazen pek de iyi bir şey olmayabilir... Bizim çocukluğumuz böyle geçti. Bu sizi elbette güvenli ve hayata karşı "güvenir" ve "umutlu" bir insan yapar. Ancak tadını ilerleyen hayatınızda hep ararsınız, herşeyi o zamanların sizin zihin ve ruhunuzda bıraktığı o "ilk" tatla kıyaslarsınız. Referans güzel olunca, daha kötüsüne güdülenmeniz mümkün olmaz, ama adına "nostalji" denen, artık geçmişte kalmış güzel şeyleri sevgi ve hüzünle özleme pratiği yakanıza veya kuyruğunuza, ama illa ki bir yerinize yapışır...

Geyikli sahillerine vardığımızda ben yukarıdaki düşüncelere gömülmüştüm işte. Ama deniz ve doğa kimi filozof yapmaz ki...

Bozcaada'ya feribotla ulaşılabiliyor ve yaz tarifesi başlamadığı için feribot sayısı az. 19.00 feribotuna hedeflediğimiz gibi yetiştik. Hava, daha önce duyduğum uyarıların tersine, şeker gibi. Bozcaada yolcusu çok fazla, çoğunluk maraton amacıyla gelenler. Feribotu bekleyenler Geyikli sehilindeki kafelerde çoktan terlik-şort moduna geçmişlerdi. Hani serin olacaktı ya?
Feribottan görünen haliyle Geyikli Sahilleri

7 yorum:

Bekir Uğur Köse dedi ki...

onlar inegolu sımgeleyen kofte ve sandalyedir.. Ewet şekilleri tartısılabılır...Ama bu benı memnun edıyor.. cunku dıkkat cekıyor..bloglara yazılabılecek kadar hatta..

pisikopati dedi ki...

Devamını bekliyorum derken, ikimizin de pek sevdiği A.C.'den bir alıntı yapmak isterim Başakçığım : "Ne yaşamış olursanız olun, mutlu bir çocukluk geçirdiyseniz, onu kimse elinizden alamaz.

Basak dedi ki...

Bekir Bey dikkat çektiği konusunda kesinlikle haklısınız, amaç buysa hedef tutmuş. Ancak inegöl'ün köftesi ve mobilyası bu cisimler olmasa da meşhurdur, herkes bilir. Sadece İnegöl değil, Türkiye'nin hemen şehrinde aynı durum sözkonusu: neyiyle meşhursa ona ait bir heykelimsi dikiliveriyor şehrin göbeğine. Her tür estetik ve sanatsal kaygıdan uzak şekilde. Gerçek sanatçıların yapıldıkları yıkılırken... BEn gereksiz olduklarını düşünüyorum, sanat, estetiğe katkıları sıfır, ancak dikkat çekmekse amaç, evet bu anlamda başarılı:)

Pisicim haklısın ve aynen öyle...devamı gelecek, yazarınız bu ara avare modda ya...:)

Bekir Uğur Köse dedi ki...

tutundurma için topları cıkarıp pazar lideri olabiliyorken.. Bu tür şeyleri normal karsılamamız gerekıyor.. BELKI O ŞEKİLLER HOS GORUNMUYOR AMA AMACINA NET SEKILDE ULASIYOR..
bu heykelleri siyasi bir amaca uydurmak uygun bir davranıs değil.. 35 milyar verılıp yapıldı sanat için yapılmadı.. He sanat diyorsanız sehire girip kent müzesini gezecektiniz sanatımız da orada..

Adsız dedi ki...

Sevgili Başak, çok haklısın maalesef son yıllarda gerçek sanatın içine tükürüp, basit düzeyde yapılmış cisim maketlerini heykel diye meydanlara diker olduk. Seracılık yapılan bir ilçenin meydanına kabak, patlıcan, domates maketleri dikmek gibi sanatsal zevk(?)lerimiz var artık!Müzelerimizi gezseler yüzyıllar öncesi bu toprakların ne medeniyetlere ev sahipliği yaptığını görüp bu sanatla ilgili yorum yapmaya utanırlar ama zamanları yok demek ki.
HEP (bir türlü google girişi yapamadım)

Adsız dedi ki...

:D baroque olmak zorunda değil her zaman... bu heykellerle hiç alakam yoktu benim, IMF in sitesinde yayınlanana kadar... İnegöl, köftesi ve mobilyasıyla dünya çapında ünlü bir kasabadır. nasıl samsunda birçok kavşakta sülün heykeli, ordu da fındık heykeli varsa. orada da bunlar var... paristeki eyfel kulesi sanatsal mı sizce? hayır, demirin inşaatta kullanılabilceğini bulmuş bir medeniyyetin reklam afişindn başka birşey değildir... m. kemal atatürk ün samsundaki heykeli de ucube? hani samsun onunla meşhur ya...

Bekir Uğur Köse dedi ki...

umarım imf nin sitesinde yayınlandıktan sonra bu heykel bana hak vermişsinzidir.. :))
İnegol'dede vatandaslar begenmedıler ama inanın başarılı :))

bu arada mobilyacilarin haberlerini http://ayaklirehber.blogspot.com adresinden takip edebilirsiniz..